top of page

“Çemal Paşamu Matiyamu” “Kemal Paşam İki Gözüm”-Tanju İZBEK

Ayvalıklı  Giritli Türkler’den ATATÜRK’e Maniler---- 

“Körolası Girit” derdi yaşlılar çocukluğumda:  “Padermi  Kriti” sözleri çalınırdı kulaklarıma. Ardından derin bir “ahhh!” çekerlerdi.

“Padermi Kriti,” ıssız, kimsesiz Girit,” bir başka deyişle “Viran Girit” anlamında. Orada doğmuşlardı kimi Rethimno’da (Resmo’da), kimi Hanya’da kimi de İraklion’da (Kandiye ya da Kastro’da). Sonra da “Kemal paşa olmasaydı biz şimdi yoktuk”(Girit aksanıyla şöyle “Çemal paşa olmasaydi biz şimdi yok idik”) sözcükleri dökülürdü dudaklarından. Bu cümlede yatardı Kemal Paşa’ya olan bitimsiz bağlılıkları:

“Çemal Paşamu matiyamu / Kemal Paşam iki gözüm”

Dizesiyle başlayan Giirit “madinades”lerini- Girit manilerini/koşuklarını- dinlemeye doyum olmazdı. Kırılmış yanık bir sesle kendilerine özgü söyleyiş ve vurgularıyla seslendirdikleri manilerde: “k” harfi “ç” ye, “ı” harfi de “i” ye dönüşür ve pek sevimli sonuçlar doğururdu.

Lozan Antlaşması (24 Temmuz 1924) görüşmeleri sırasında 30 Ocak 1923 te imzalanan ve Türkiye ile Yunanistan arasındaki halkların mübadelesine -değiş tokuş- ilişkin antlaşma ile Anavatan’a kavuşan Giritli Türklerden  söz ediyorum. Benim ailem de onlardan. Ayvalık’ın Cunda adasına yerleşenlerden. Çocukluğum Cunda’da ve onların arasında geçtiği, onların arasında büyüdüğüm için kendimi şanslı addediyorum. Tanıklık ettim, birçok mübadele anısı ve “manisi” dinleyip kâğıda geçirdim.

“Çemal paşamu matiyamu/ Kemal paşam iki gözüm

 Penema tu profiti/   yaradanın özeni

 Sire to spathisu blo/  Çek artık kılıcını

 Kseberdepse ti Kriti/  Kurtarıver Girit’i ”

Bir gün bahçede dört genç kız fısıldaşıyordu. Fatma, Sofiya, Sakize ve Olga. Birbirlerine çok bağlıydılar içtikleri su ayrı gitmiyordu..Ama o günlerde Girit toz dumandı. Anadolu’da Kurtuluş Savaşı sürüyor, Mustafa Kemal Paşa İzmir’e doğru ilerliyordu.

“Kemal adında bir Türk sizi kurtaracak,” “mübadele olacak,”

“kurtulacaksınız,” “anavatanınıza döneceksiniz” haberleri Girit’e uçuyor, alttan alta yayılıyordu.Dengeler bozulmuştu, bu nedenle de Türkler baskı altındaydı.Köylerinden toplanıp kentlere götürülüyor, okul, cami, ambar gibi yerlere kapatılıyorlardı. Amaç köylerdeki mallarına el koymak, yağmalamak, evleri yakıp yıkmaktı. Kentlerde ise kepenkler iniyordu. O Türk ve Rum kızları bir daha görüşememekten, temelli ayrı kalmaktan çok korkuyorlardı ve korkudan fısıldaşarak konuşuyorlardı. Rum erkekleri “muhabbet”lerini duyar da olara bir kötülük yapar kaygısıyla Fatma’yı  Vasiliki, Sakize’yi  ise Maria diye çağırırlardı.  İnsan insan olunca sevgisi de bambaşka oluyordu.  Dil, din, ırk ayrımı anlamsızlaşıyordu.

 

İşte tam da o dönemde Giritli Türkler Kemal Paşa’ya “maniler” düzüyordu. Ve bir Temmuz günü Fatma ile Sakize, Ayvalık’a doğru yol almak üzere Kemal Paşa’nın gönderdiği “Türkiye” –onlar Turçiya derdi- adlı vapura bindiklerinde Olga ve Sofiya Resmo limanında kalakalmışlardı… Eller sallanıyor, sessiz gözyaşları dökülüyordu… “Kurtuldunuz, bize yazın” sesleri çığlık çığlığa birbirine karışıyordu.

Bir çığlık değil mi İnsan yaşamı zaten?

Üç gün üç gece sürer deniz yolculuğu.. “Xila mirya kimata makriya T’AYVALİ/ Nikos Ksiluris’in Ayvalık için yazdığı unutulmaz şarkı da dediği gibi. “Bin mil dalgalar boyu uzakta Ayvalık.”

24 Temmuz 1924 günü Ayvalık limanındadırlar. Cunda adasını görürler ilk kez. :” aaaa burası da bir ada burada da zeytinlikler var. Türk olsalar da Rumca söylerlerdi: “ooo aa çe do ine ena nisaçi çeşi çe eliçes…”

Uzatmıyayım

Yıllar yılları kovaladı

Çoluk çocuğa karıştılar.

Elimden tutar Fatma teyzenin evine götürürdü anneannem. –(Fatma Aydın-Selamena lakabıyla anılırdı), O’nu “cicim”i (tırnaklarımızı ilk kez o kestiği için böyle hitap ederdik) bahçesinde hep yasemenlerini okşar, fesleğenlerini sularken bulurduk. İlk kez o zaman geçirmiştim sarı yapraklı defterime: “Çemal paşamu matiyamu!” Doksanına merdiven dayadığı günlerde, hasta yatağında ziyaretine her gittiğimde, kızı Zeynep Aydın’la birlikte kâğıda geçirdiğimiz manilerin eksiği kalmasın diye ona bir kez daha söyletirdik.

Son olarak “madinades” leri derleyip toplamaya giriştiğimde yetmişyedi yıl olmuştu Girit’ten geleli, ama bellek bu, bir kıpırdamaya görsün dizeleri zorlukla da olsa söylemeye, sıralamaya başladı:

“Fotise to Çemal paşa / Kemal paşanın yolunu aydınlat

Na mas e ksesklavosi/   bizi kölelikten kurtarsın

Na pepsi ta vaporyadu / vapurlarını göndersin de

Na mas e premazoksi/   hemen bizi toparlasın”

**

“Çemal paşamu matiyamu /   Kemal paşam iki gözüm

Penema tu profiti               /    Yaradan’ın özeni

Çe sire to spathisu blo      /      çek artık kılıcını

Kseperdepse ti Kriti         /       kurtarıver Girit’i

**

“Kseberdepse çi Turçisu/      kurtar Türklerini

Aptu ektru to şeri          /       düşmanın elinen

Yati çi foverizune              / çünkü onları korkutuyorlar

Panda met to  maşeri            / bıçak ile her dem”

**

“Çemal paşamu matiyamu /   Kemal paşam iki gözüm

 Ti Kriti mi di dosis           /    verme Girit’i sakın

Yat’ine t’aşçerisu poli       /    çünkü askerin çoktur

Çe tha to metağnosis        /     pişman olursun bir gün”

**

“Ma  to sancaçi pu vasto /    tuttuğum sancak için

 Sti çefalimu apano        /      başımın üstünde ben

Ma ti Kriti den di dihno   /    ölürüm de vermem

Okso çe napothano        /      kimseye Girit’i ben”

**

O Muhammetis ço Ali’s /  Muhammet ve Ali

Çi Fatumes t’ameli         /  ve Fatıma’nın eliyle

Den afino ti Turça         /   bırakmam Türklüğü ben

Stu Elina to şeri             /  Yunanlı’nın eline”

**

O  Muhammetis  ço  Ali’s/   Muhammet ve  Ali

Evale ti  vulidu                /      mührünü basıverdi

Çe vale to Çemal paşa    /     bu güçle Kemal paşa

Çe sire to spathidu         /    kılıcını çekiverdi

**

“Çe siren o  Çemal Paşas /   ve sıyırdı Kemal Paşa

T’ Ali to sulfiçari         /     Ali’nin Zülfikarını kınından

Kseberdepse ti Turça    /    ve kurtardı Türklüğü

Apu şe kako hali          /     perişan durumundan ”

**

“Allah Allah eleğane     / Allah Allah dediler

Çe siran to maşeri       /   ve bıçağı çektiler

Çe kanane ton Elina    /  Yunanlı’yı korkudan

Sa do mikro kopeli    /   titreyen küçük çocuğa çevirdiler.”

**

“Allah Allah eleğane  /       Allah Allah dediler

Çe siran ta sancaça    /        sancakları çektiler

Çe ton Romyon ta emata  /Rumların kanlarını

Şinodan sta sokaça          / sokaklara döktüler ”

**

Çena vapori erşete        / ve bir vapur geliyor

Apo tin Mikri asiya        /Küçük Asya’dan

Çe ferni to Çemal paşa / ve Kemal Paşa’yı getiriyor

Leyete Turçiya             /adı Türkiye olan

**

“ço  Muhammetis ço Ali’s     /Muhammet ve Ali

Yardimi na tu kani                 / hep yardım etsin O’na

Panda na ine sta anihta          / şansı hep açık ola

Potedu na mi hani                 /  yenilgi görmesin asla

**

Şereste Turçi şereste              /sevinin Türkler sevinin

Pu grafiçe i y’irini                 / barışa imza atıldı

Ço Mustafa Çemal paşa        / ve Mustafa Kemal Paşa

Epirene t’İzmir’ni                 /güzel İzmir’i aldı

ZİTO ÇEMAL PAŞA         / YAŞASIN KEMAL PAŞA

“Fatume hanum.” O her yıl nergislerin açmasını bekleyen kadınlardandı.. Bu yazıyı bitirip de gözden geçirdiğim günlerde “Çemal Paşamu matiyamu” diye diye sayıklarcasına  bizleri koyup gitmişti.

Zeytin ağaçları altında nergislerin “manusaça” daha ıslak ve daha güzel koktuğunu biliyorsunuz değil mi?

Şimdi onu, onun gibileri ve şu iki dizenin anlamını daha iyi kavrıyorum:

“Kemal Paşa’nın yolunu aydınlat

 Bizi kölelikten kurtarsın”

 

                                             

Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook
  • X

Dilek ve önerileriniz için bize yazabilirsiniz.

bottom of page