Ayvalık Rehberi

MA'ADRA
Antik Ege halklarının Madra DaÄŸları’na layık gördüÄŸü, bugüne dek deÄŸiÅŸmeden gelen ad; Ana tanrıça Ma’nın kocası; Ma’adra.
Ma’adra’nın Ege ile yeniden buluÅŸması, uzun yıllar mimarlık sektöründe emek veren Fikret Özdemir’in 2003 yılında Ma’adra baÄŸlarının toprak analizlerini yaptırmasıyla baÅŸladı.
Teraslama sonucunda hazır hale getirilen arazinin güneÅŸ alma süresi, güneÅŸ ışığı açıları ve aldığı rüzgâr oranı belirlendi. Elde edilen iklimsel veriler ışığında teruar özelliklerine en uygun anaçlar seçilerek en lezzetli üzümlerin yetiÅŸebileceÄŸi arazide konumlandırıldı. 2007 yılına kadar süren toprak ıslahının ardından baÄŸ artık dikime hazırdı. EÅŸsiz aromadaki ürünlerini veren asmaların dikimi, 2007 yılında tamamlandı. Uzun soluklu bir sürecin ardından 2012 yılında ilk mahsullerini veren baÄŸ, üzümün yolculuÄŸunda yeni ve eÅŸsiz bir durak halini aldı.
Arazinin aromatik ve dengeli üzümlerin yetiÅŸmesine uygun killi ve taÅŸlı toprak yapısı ve iklim koÅŸulları Kaz DaÄŸları’nın karşısında yayılan Madra DaÄŸları’nda dünya standartlarında üzüm yetiÅŸtirilmesini saÄŸlar. Arazinin yüksekliÄŸi (550 m) Ege Poyrazı’nı ağır baÅŸlılıkla karşılar ve rüzgârın baÄŸa hafif bir ÅŸekilde yayılmasına ve yazın yeterli serinliÄŸi saÄŸlayarak üzümlerin mükemmel olgunluÄŸa eriÅŸmesine yardımcı olur. Aynı zamanda nemi önleyerek asmaları olası hastalıklara korunmasına yardımcı olur. Kuzey Ege’nin teruar özelliklerini taşıyan ve çevresinde tek olan arazi, diÄŸer baÄŸlardan izole olduÄŸu için hastalık bulaÅŸma riski en azdadır. BaÄŸlarda kullanılan damla sulama sistemi, yazın en kurak zamanlarında bile kontrollü sulama yapılmasını saÄŸlar, bu da üzümlerin ÅŸekerlenmeden olgunlaÅŸması için gerekli ortamı oluÅŸturur.
Gömeç KobaÅŸlar Köyü Mevkii’nde bulunan Ma’adra, tarladan ve pazardan en taze ürünlerle hazırlanan, Ege’nin hafifliÄŸine ayak uyduran, lezzetli, keyifli menüleriyle; taÅŸ fırında, meÅŸe odununda yapılmış Roma tarzı dilimli pizzalardan el yapımı taze makarnalara, yörenin zenginliÄŸini taşıyan peynir ve ÅŸarküteri tabağıyla Ayvalık gastronomi rotasının önemli duraklarından biridir.

AYVALIK ZEYTİNYAÄžI HEP ÖDÜLLÜ
BeÄŸeni farklılıkların olduÄŸu her ortamda; güzel, nitelikli ve iyi olanın olmayandan ayırt edilebilmesi için önde gelen yöntemlerden biri de kuÅŸkusuz yarışmalar düzenlenmesidir. Bu yarışmalarda ortaya konan birçok ayırıcı özelliÄŸe bakılarak, benzer görünenler arasındaki farklılıkların görünür ve anlaşılır hale gelmesi saÄŸlanıyor.
Ülkemizde 150’ye yakın zeytin çeÅŸidinin bulunduÄŸu biliniyor ve dünyadaki çeÅŸitlilik altı yüz, yedi yüzlerle ifade ediliyor. Yıllardan beridir ülkemizde ve zeytin üreticisi olan dünyanın birçok ülkesinde mucizevi ürün olan zeytinyağı için yarışmalar yapılıyor. Ancak bu yarışmalardaki kriterlerin ve derecelendirmelerin belli standartlar üzerine oturtularak sürdürülmesinin tarihi, çok eski sayılmaz.
Yarışmalarda, zeytinyağının sızma olmasının yanı sıra; tadı, kokusu, görünümü ve dokusu bakımından hatasız olması ilk kriter olarak alınıyor. Bu özelliklerin incelenmesine duyusal deÄŸerlendirme (organoleptik) deniyor.
Zeytinyağını duyusal deÄŸerlendirme kapsamında, ayrıntılarına varana kadar inceleyen, tanımlayan uzman ve eÄŸitimli kiÅŸiler, oleog olarak anılıyor. Oleoglar, zeytinin dalından koparılıp yaÄŸ haline gelmesine, filtre edilip paketlenmesine kadar geçen yolculuÄŸu ÅŸaşılacak doÄŸrulukta duyusal olarak ayrıntılayabiliyor. Zeytinin; aldığı rüzgâr, yetiÅŸtiÄŸi toprağının özellikleri, dalından mı yerden mi toplanmış olduÄŸu, donmuÅŸ olup olmadığı, olgunlaÅŸma zamanından önce mi sonra mı hasat edildiÄŸi, çürük olup olmadığı, sıkım sırasında yaÄŸa geçen metalik tat oleoglar tarafından ayırt edilebiliyor. Ancak yaÄŸda fermantasyonun ya da oksidasyonun olup olmadığı, yağın asitik yüzdesi ve derecelendirme için bir dizi laboratuvar iÅŸlemleri gerekli.
İtalya Toscana’da yetiÅŸmiÅŸ, eksperlik yetkisiyle lisansı İtalyan Tarım Bakanlığı ve Toscana Bölgesinden resmi olarak onaylı; tüm Avrupa BirliÄŸi ülkelerinde, yağı organoleptik olarak tahlil etme yetkisi bulunan ve uluslararası yarışmalarda jüri üyesi oleolog Selin Ertür’ün açıklamalarına göre, günümüzde sayısı, adı, kimler tarafından düzenlendiÄŸi belirlenemeyecek kadar yarışma ve ödül mekanizması var. Buna karşın saygın ve yetkinliÄŸi bilinen birçok yarışmada, Ayvalık Zeytinyağı çok beÄŸeniliyor, üst sıralarda kendine her zaman yer buluyor ve dereceler alıyor.
Selin Ertür’ün anlatımlarına göre son yıllarda tüm ülkelerde, zeytin, zeytinyağı üretmeyen ülkelerde bile uluslararası olarak yapılan zeytinyağı yarışmaları var. Ertür her yarışma için “iyidir” denemeyeceÄŸini, “bol ödül” dağıtan, ”ödül garantili,” ”bol madalyalı,” ”gayriciddi,” neredeyse ödül vermediÄŸi yaÄŸ bırakmayan “ticari yarışmalar” oldukça yaygın olduÄŸunun; bu tarz yarışmaların, nitelikli, ciddi, zor yarışmalara ve sektöre büyük zararlar verdiÄŸinin ısrarla altını çiziyor.
Yağının kalitesine güvenen üretici Türkiye'de Ulusal Zeytin Zeytinyağı Konseyi’nin yaptığı yarışmaya; merkezi İspanya’da bulunan Uluslararası Konseyi’nin yaptığı yarışmaya ve yurtdışındaki, geçmiÅŸi olan, güvenilir ciddi kurumların yaptığı yarışmalara girebiliyorlar. Ayvalık’ta titizlikle üretilen bazı zeytinyaÄŸlarının hep üst sıralarda yer aldığı biliniyor.

ASKEV
ASKEV Bilginer-Melin Ayvalık Sanat Kültür EÄŸitim Vakfı, Ayvalık ve Kuzey Ege öncelikli olmak üzere ülke genelinde maddi olanakları sınırlı ailelerin yetenekli, çalışkan, geliÅŸmeye açık gençlerini eÄŸitim bursuyla destekliyor. 12 ay boyunca süren burs vakfın kurulduÄŸu 2017 yılında 9 öÄŸrenciye verilerek baÅŸlamışken bugüne kadar 123 öÄŸrenciyi destekledi.
Lise, lisans ve yüksek lisans düzeyinde verdiÄŸi bursla ASKEV, öÄŸrencilerin bilim, sanat, çevre alanlarında duyarlı, topluma yararlı bireyler olmasına katkı saÄŸlamayı hedefliyor. Yüzüncü yılını geride bırakan Cumhuriyetimizin Atatürk’ün önderliÄŸinde baÅŸlattığı çaÄŸdaÅŸ eÄŸitim reformlarının izinde, çaÄŸdaÅŸ geliÅŸmelerin içinde yer alan bir eÄŸitim duyarlılığına sahip.
Vakfa gelir getirici bir yatırım olması amacıyla 2017 Aralık’ında alınan 110 dönümlük zeytinlik Kozak yolunun baÅŸlangıcında. Melin Zeytinyağı markasıyla üretilen zeytinyağı satışından elde edilen gelir ve vakfın Ayvalık’ın merkezinde, eÅŸsiz bahçesinde yer alan Melin Kahve/Cafe’nin gelirinin tamamı da eÄŸitim bursuna kaynak olarak kullanılıyor.
Vakfın kültürel etkinliklerinin yapıldığı mekân ASKEV Sera 19 Mayıs 2023’ten beri çeÅŸitli temalar çerçevesinde ülkenin önde gelen isimlerini ağırlıyor, konserlere, film gösterimlerine ev sahipliÄŸi yapıyor. Ayvalık’ın kültürünü ve yörenin zeytinyağını tanıtmak ve yaÅŸatmak amacıyla yapılan “Zeytin Hasadı” festivalinin 2024 yılı etkinliklerinde ASKEV Sera’da bir belgesel film gösterimi ve konuÅŸmaya ev sahipliÄŸi yapıyor.

BEKİR COÅžKUN KÜTÜPHANESİ
Arkasında on kitap ve binlerce köÅŸe yazısı bırakarak 2021 yılında aramızdan ayrılan Bekir CoÅŸkun tam bir Ayvalık tutkunuydu. Son yıllarını bütünüyle Cunda’daki evinde geçiren ve yazılarını da burada yazan CoÅŸkun, Ayvalıklıların gönlünde de farklı bir yer edinmiÅŸti. Bekir CoÅŸkun, en büyük hayalinin Ayvalık’ta, kitaplarını ve ödüllerini bağışlayacağı bir kütüphanenin oluÅŸturması olduÄŸunu dost meclislerinde sıklıkla dile getirince, dileÄŸi, ölümünden sonra gündeme getiriliyor ve Belediye Meclisi’nde karara baÄŸlanıyor.
Çarpıcı tarzı ve yalın diliyle, gençlerin, çocukların, kadınların okumalarının elzem olduÄŸunu; Atatürk’ü, cumhuriyet deÄŸerlerini, özgürlüÄŸü mutlaka anlamaları gerektiÄŸini; düÅŸünmek ve sorgulayabilmek için de okumaktan baÅŸka bir yol bulunmadığını
yazılarında, kitaplarında, söyleÅŸilerde dile getiren Bekir CoÅŸkun’un adı artık, Cunda’daki tarihi bir binada, çok sevdiÄŸi kitapları ve meslek yaÅŸamında kullandığı eÅŸyalarıyla birlikte adıyla anılan kütüphanede yaşıyor.

AYVALIK-MİDİLLİ DOSTLUK MAÇI.
Lozan antlaÅŸmasının ardından mübadele gerçekleÅŸmiÅŸ ancak hak iddiaları ve bitmek bilmeyen tartışmalar uzun yıllar sürmüÅŸtür. Yunanistan’da tekrar iktidara gelen Venizelos hükümeti, Türkiye ile olan problemlerini barışçı yöntemlerle, masa başında uzlaÅŸarak halletmek istemiÅŸtir. Öncelikle Türk ve Yunan heyetleri arasında yapılan görüÅŸmeler neticesinde 10 Haziran 1930 Ankara SözleÅŸmesi’yle Türkiye ile Yunanistan arasında nüfus mübadelesinden kaynaklanan siyasal ve ekonomik sorunlar çözüme baÄŸlanmıştır. Ardından Ekim ayının sonunda Ankara’ya gelen Venizelos ve Yunan heyeti ile yapılan görüÅŸmelerin neticesinde 30 Ekim 1930 tarihinde üç antlaÅŸma karşılıklı olarak imzalanmıştır. Venizelos, İsmet PaÅŸa, Mihalakopulos ve Tevfik RüÅŸtü Bey tarafından; “Dostluk, Tarafsızlık, UzlaÅŸma ve Hakemlik AntlaÅŸması”, “Deniz Kuvvetlerinin Sınırlandırılmasına İliÅŸkin Protokol” ve “İkamet, Ticaret ve Seyrisefain AntlaÅŸması” yürürlüÄŸe girmiÅŸtir.
İki ülke arasında esen bu sıcak dostluk rüzgârlarının ardından, Ayvalık bir ilke daha imza atmıştır. Kentin tek takımı olan Ayvalık Türk Ocağı İdman Yurdu Futbol Takımı, Midilli Adası’na geçerek 16 Kasım 1930 günü Pallesviakos Takımı ile tarihe geçen bir dostluk maçı yapar. 15 Kasım 1930 günü Yunan kaptanın kullandığı İngiliz bandıralı Kivi isimli tekneyle Türk Heyeti ve futbol takımı Ayvalık GümrüÄŸünden saat 12.00’de coÅŸkun tezahüratlarla uÄŸurlanır. Midilli ÅŸehrinin tarihi kalesi göründüÄŸü zaman limana birikmiÅŸ olan on binden fazla Rum, “Zito Aivali” nidalarıyla Türk heyetini karşılamıştır. Bu dostluk maçını organize eden kiÅŸi olan Midilli Türk Konsolosu Cemal Bey gemi limana yanaşınca heyeti pasaport kontrolüne götürür. Daha sonra sporcular, kalabalığın arasında ve Midilli Yetimhane Bandosu’nun çaldığı müzikler eÅŸliÄŸinde, limandan Belediye Binası’na giderler. Orada onurlarına resepsiyon verilir ve kendilerine ikramda bulunurlar. Midilli Belediye BaÅŸkanı N. Petropoulos, Ayvalık heyetini büyük bir samimiyetle karşılamış, Pallesviakos BaÅŸkanı Th. Tryfonos da sporculara Türkçe seslenerek, iki ülkenin dostluÄŸundan bahsetmiÅŸtir. Son olarak Türk Heyeti BaÅŸkanı Sadık Bey de benzer ifadelerle karşılama için teÅŸekkür etmiÅŸtir.
İdman Yurdu-Pallesviakos maçı 16 Kasım 1930 günü saat 15.00’de baÅŸlamış, mücadeleyi altı binden fazla seyirci izlemiÅŸtir. Maçın başında Rum takımı 2-0 öne geçmiÅŸ ancak Ayvalık takımı bir gol bularak soyunma odasına 2-1 yenik gitmiÅŸtir. İkinci yarıda Ayvalık takımı bir gol daha bularak beraberliÄŸi saÄŸlamış, eÄŸer son 10 dakikada bulduÄŸu penaltıyı gole çevirebilseydi maçtan galibiyetle dönebilecekti. Kaptan Åževki’nin kaçırdığı penaltı sonuncunda bu dostluk maçı 2-2 beraberlikle neticelenmiÅŸtir. Dönemin Balıkesir’de yayınlanan spor gazeteleri maç öncesi Ayvalık takımı hakkında, neden böyle bir organizasyona gittiklerini eleÅŸtiren yazılar yayınlarken, milli basın ve diÄŸer bölge gazeteleri ise İdman Yurdu Takımını verdikleri mücadeleden dolayı tebrik etmiÅŸlerdir.
Maç sonrası Ayvalıklılar adlarına düzenlenen etkinliklere katılmışlar, Midillili diÄŸer takımların sporcuları ve yöneticileriyle eÄŸlenceli bir gece yaÅŸadıktan sonra ertesi gün yine tezahüratlar eÅŸliÄŸinde Ayvalık’a dönüÅŸe geçmiÅŸtir. Daha sonraki yıllarda Midilli’den gelen takımları Ayvalık halkı da en güzel ÅŸekilde misafir etmiÅŸtir. Ayvalık-Midilli maçı ise dostluk rüzgârlarının estiÄŸi o günlerden bugünlere tarihin sayfalarında bir hoÅŸ seda olarak kalmıştır…

AYVALIK'IN BELLEK HAZİNESİ-AYVALIK GAZETESİ
Ayvalık Cumhuriyetçi Türk Gazetesi adıyla 1 Eylül 1924’te yayın hayatına baÅŸlayan ve ilk sayısı Osmanlı Türkçesiyle yapılan (bu baskılar toplam 312 sayıdır)Ayvalık Gazetesi, Balıkesir'de Cumhuriyet döneminin ilk gazetesi olma özelliÄŸi taşır. Uzun yıllar sol üst köÅŸesinde zarif bir zeytin dalı taşıyan Ayvalık Gazetesi’ni basın hayatına kazandıransa, farklı dönemlerde Belediye BaÅŸkanlığı da yapmış olan Hüseyin Avni Baskın’dır. 1. Dünya Savaşı’na katılmış, Romanya, Rusya ve Filistin cephelerinde savaÅŸtıktan sonra KurtuluÅŸ Savaşı’nda Kuvayımilliye saflarında yer alarak Büyük Taarruz’a katılmış ve üst teÄŸmen rütbesiyle savaÅŸarak Ayvalık’a kadar gelmiÅŸ bir kiÅŸilik Hüseyin Avni Baskın. Ayvalık’ta ilk matbaanın 19’uncu yüzyılın ilk çeyreÄŸinde kurulduÄŸu kayıtlardan anlaşılıyor. Baskın, Ayvalık Gazetesi’ni, bu altyapıyı deÄŸerlendirerek Atatürk’ün talimatıyla kurduÄŸunu deÄŸiÅŸik zamanlarda dile getirmiÅŸtir. Gazete birçok kez adres deÄŸiÅŸtirmek durumunda kalsa da son sayısına kadar aynı matbaada basılmıştır.
Baskın’ın ölümünden sonra basımı çocukları tarafından sürdürülen Ayvalık Gazetesi, yayımlandığı altmış sekiz yıl boyunca çeÅŸitli nedenlerden kaynaklanan kesintilerle de olsa halka ulaÅŸmış, Ayvalık’ın kolektif hafızası için kıymetli bir kaynak haline gelmiÅŸtir. Mübadele’den sonra tek partili dönemdeki ve çok partili yaÅŸam dönemlerindeki siyasi, sosyal, kültürel ve tarım alanlarında yaptığı haberlerle Ayvalık yaÅŸantısının baÅŸvuru kaynaklarından ilki olma özelliÄŸiyle öne çıkar. Ayvalık Gazetesi, 68 yıl yedi ay, farklı periyod, farklı dil, görünüÅŸ, isim, boyut ve sayfalarıyla 6025 sayı yayımlanmış, 14 Mayıs 1992’de yayın hayatına son verdiÄŸini duyurmuÅŸtur.

AYEV
AYEV, 2019 yılının sonlarında ParmakçeÅŸme Sokak’ta bulunan dört Ayvalıksever tarafından “bağımsız” bir grup olarak kurulmuÅŸtur.
Bu birlikteliÄŸin amacı; Ayvalık üzerine düÅŸünen, kentin sorunlarını dert edinen, bulunduÄŸu coÄŸrafyada herhangi bir kimlik kaygısı gütmeden, belge, bilgi, efemera, fotoÄŸraf ve tüm arÅŸivlenebilir nesneyi bünyesinde toplamaya çalışan, akademik veya yerel tüm araÅŸtırmacılara destek olan bir oluÅŸumdur. Amacı doÄŸrultusunda, Ayvalık çalışmalarına mekan saÄŸlayan ve akademik ortam için kent arÅŸivi gibi çalışan bir yapı ortaya çıkmıştır. Sözlü tarih çalışmaları, Ayvalık tarihi kent dokusu ve mahalle gezileri, yerel arÅŸiv çalışmaları odağındaki faaliyetler birçok akademisyen, araÅŸtırmacı ve yerel çalışmalara kaynak oluÅŸturmuÅŸtur.
AYEV’in bu yapısı dernekleÅŸme sürecine doÄŸru ilerlemiÅŸ, 2025 yılının başında sekiz kurucu üyenin baÅŸvurusuyla, 8 Ocak 2025 tarihinde Ayvalık Yerel AraÅŸtırma Evi DerneÄŸi (AYEV DerneÄŸi) adıyla Sivil Toplum KuruluÅŸu unvanına kavuÅŸmuÅŸtur. Yeni mekân olarak, Ayvalık Belediye BaÅŸkanı Sayın Mesut Ergin’in desteÄŸiyle Küçükköy’deki yerel müzenin de bulunduÄŸu tarihi binanın alt katına taşınmıştır.
AYEV, sadece kurucuların katkılarıyla var olan bir oluÅŸum fikrinden uzak, ilk günden beri Ayvalık için bir ÅŸeyler yapmak isteyenlerin elverdiÄŸi; belgeleri, yazıları, kitapları ve düÅŸünceleriyle destek olduÄŸu kolektif bir çalışma grubu anlayışını sürdürmektedir. Envanterini geliÅŸtirmeye, kent belleÄŸinin zenginleÅŸmesi için görüÅŸmeler yapmaya, internet ortamında paylaşımlar yapmaya, basılı yayınlar üretmeye, diÄŸer etkinlikler ve projelere destek vermeye devam etmektedir.

TOPRAKTA İZ BIRAKANLAR
2019 yılında, 15. Ayvalık Uluslararası Zeytin Hasat Festivali'nde Özgün Zeytincilik'in bir
"vefa" çalışması festivale damgasını vurmuÅŸtu. Ayvalık'ta geçmiÅŸten günümüze zeytine
emek veren kahyalarının fotoÄŸrafları "Toprakta İz Bırakanlar" baÅŸlığıyla festival süresince
şehrin sokaklarını, caddelerini donatmıştı. Bu toprakta iz bırakanları hatırlayan ve

TÜRKİYE SALON VE İLANAT GAZETESİ
Ayda bir defa Türkçe ve Fransızca olarak İstanbul’da yayınlanan Türkiye Salon ve İlanat Gazetesi, Cumhuriyet’in kurulmasından sonraki yıllarda il, ilçe ve yörelerdeki ticari hayatı ve sanayide ortaya çıkan geliÅŸmeleri kayıt altına alan benzersiz bir gazete olmuÅŸtur. İlk sayısı 1925 yılında yayımlanan gazetenin sorumlu yazı iÅŸleri müdürü, karikatür severlerin “Amcabey” ve “ÅžiÅŸman Gelin” tiplemeleriyle yakından tanıdıkları Cemal Nadir Güler’dir.
Ticari bir rehber iÅŸlevi de gören gazete her sayısında yayımladığı ekte, seçilen birçok ilin, il ve ilçe yönetimlerini, Belediyelerin faaliyetlerini, fabrika ve imalathaneleri, kentsel dönüÅŸümleri ve kent yaÅŸantısında ortaya çıkan deÄŸiÅŸimleri, ticari hayatı ve iÅŸletmelerin gereksinimlerini, ithalat ve ihracattaki geliÅŸmeleri sayfalarına taşımıştı. 1926 yılında “Ticari Rehber Kısmı Ayvalık Kazası” olarak yayımlanan sayısında Ayvalık’ın 1925 yılındaki görüntüsü ayrıntılı bir ÅŸekilde tanıtılmış; ticari, sosyal ve kültürel yaÅŸamla ilgili olarak zengin bilgiler ortaya konmuÅŸtur. Gazete ekinde Ayvalık’taki zirai çalışmalar, doÄŸal kaynaklar, çeÅŸitli alanlarda faaliyet gösteren imalâthaneler, zeytin ve zeytinyağı baÅŸta olmak üzere sabun üretimi; balıkçılık, baÄŸcılık, hayvancılık gibi beslenme ve geçim kaynaklarına ait veriler paylaşılmıştır.
Türkiye Salon ve İlanat Gazetesi’nin bu sayısı Ayvalık Ticaret Odası Galerisi’nde sergilenmektedir.

KARİNA
Karina Ayvalık, KürÅŸat Tarım Ailesi’nin organik üretimine devam ettiÄŸi zeytinlikte misafirlerini ağırlamakta ve gerçek bir ‘tarladan sofraya’ tecrübesini misafirlerine yaÅŸatmaktadır. Yerel ve mevsimsellik çerçevesiyle menüyü ÅŸekillendiren kurucu, aynı zamanda mutfak ÅŸefi Sinan Sabuncu mevsim yeÅŸilliklerini bulundukları coÄŸrafya ve kendi bostanlarından toplamaktadır. 2016 yılından beri aynı yerel üreticilerden ve Ayvalık çevresindeki lokal pazarlardan aldığı mahsüllere sofrasında yer vermektedir. Deniz ürünleri, yeÅŸillikler, mandıra ürünleri ve zeytin aÄŸaçları beraberinde yetiÅŸen aromatik bitkiler tabaklarını süslemektedir. Bahçeden gelen zeytinyağı, taÅŸ fırından çıkan ürünler,zeytin aÄŸacı talaşında tütsülenmiÅŸ balık tabakları menüde en çok sevilenler arasında.
Karina Ayvalık kuruluÅŸunda ve bulunduÄŸu coÄŸrafya özelinde en çok tarım turizmi niyetini barındırmaktadır. Hasat sezonu ile birlikte misafirlerine zeytin toplama, zeytinyaÄŸ sıkımı, ÅŸiÅŸelenmesi, tadım eÄŸitimleri, zeytin aÄŸaçları arasında yapılacak doÄŸa yürüyüÅŸleri ile destekleyerek, misafirlerine sürdürülebilirlik ve zeytinlikleri koruma esasına dayalı bir Ayvalık gastronomi tecrübesi sunmayı amaçlıyor.

AYVALIK'TAKİ ANITSAL ZEYTİN AÄžAÇLARI
Ayvalık zeytin aÄŸaçlarının yarısından fazlasının, yaÅŸları 200’ü geçen aÄŸaçlardan oluÅŸtuÄŸunu biliyor muydunuz?
Yörede uygarlıklar oluÅŸturmuÅŸ topluluklardan günümüze ulaÅŸan tarihi bulgular ve bilgilerden, Ayvalık ve Körfez bölgesinde zeytin yetiÅŸtiriciliÄŸinin iki bin beÅŸ yüz yıl öncesine kadar uzandığını söylemek abartı deÄŸil. Kaldı ki, zeytin, zeytinyağı ve sabuna dayalı ekonomik sektör, yüz yıllardır bölge insanının yaÅŸamına yol gösteren iktisadi kalemlerden biri olma özelliÄŸiyle çok önemli bir yer tutmuÅŸ.
Dünyanın en kaliteli zeytinyağının üretildiÄŸi Ayvalık'ta tarım arazilerinin %80'e yakınının zeytin aÄŸaçlarıyla kaplı olduÄŸu biliniyor. Ayvalık coÄŸrafyası gerek iklim olarak, gerekse de toprak yapısı, farklı yönlerden esen rüzgârları, güneÅŸ ve nem özellikleriyle zeytin aÄŸaçlarını mutlu eden özgün ÅŸartları saÄŸlamaktadır.
Yüzyılların birikimini bugüne kadar getirmiÅŸ, yarınlara taşıyacak olan aÄŸaçlar Anıt AÄŸaç adıyla anılıyor. Ayvalık’a baÄŸlı Aktepe, Çardaktepe, Domuzçukuru, Eskiköy, İbrahim Tepe, Karlıca, Kilisetepe, Murateli, Mutluköy, Pateriça ve PeriçeÅŸme yerleÅŸim bölgelerinde yer alan zeytin aÄŸaçlarının birçoÄŸunun, Anıt AÄŸaç özelliklerini taşıdığı bilimsel olarak belirlenmiÅŸ ve saptanabilen 81 aÄŸaç koruma altına alınmış. Çevresi yedi metreyi geçen, Åžampiyon adıyla anılan zeytin aÄŸacı Murateli bölgesinde; çevresi 6 metreyi aÅŸan “Koca Delice” ise Mutluköy’de yer alıyor. Yaşı büyük çok sayıda aÄŸacın bir arada bulunduÄŸu bu bölgelerde yapılan topografik araÅŸtırmalarda bölgelerin, kireçli, toprak tabakası kalın, yeraltı suyunun yüzeye yakın bölgeler olduÄŸu; kuzeye ve batıya açık vadiler olsalar da, ÅŸiddetli rüzgârlardan ve aşırı sıcaklardan etkilenmeyecek derecede kuytuda konumlandıkları belirlenmiÅŸ.

AYVALIK'TAKİ YÜZYILIK MARKALAR
Cumhuriyet’ten önce de önemli bir potansiyele sahip olan Ayvalık Zeytinyağı, mübadeleyle Ayvalık’a gelen yaÄŸ üreticilerinin katkılarıyla birlikte nitelikli aÅŸamalar kaydetmiÅŸtir. Midilli’den ve Girit’ten gelen birikim Ayvalık’takiyle birleÅŸmiÅŸ, yeni oluÅŸumlar ortaya çıkarmıştır.
Geriye bakılarak incelemeler yapıldığında, Ayvalık’tan, iki köklü geleneÄŸin, “yüzyıllık markalar” içinde yer aldığı, bunların, Komili ile Sabuncugil olduÄŸu görülür.
Komili
BaÅŸbakanlık Cumhuriyet ArÅŸivi’nde bulunan 1925 tarihli bir belgede, “Midilli’nin Yere Nahiyesi Üsküblü Köyünden gelip, Balıkesir Ayvalık Kazasına yerleÅŸen, tüccar, ziraatçı, fabrikatör Hasan Komili’nin çocukları, Mustafa, Ali, Hüseyin ve Abdi” isimli dört kardeÅŸten söz edilir. Belge, kardeÅŸlerin, sevk ve iskânına dair ayrıntılar içerir. Komilizade Mustafa Bey adının, 1926 tarihli Balıkesir Ticaret ve Sanayi Odası Salnamesi’nde, Ayvalık Kazasında Mevcut Fabrikalar kısmında kayıtlı olduÄŸu görülüyor. Salname’de verilen bilgilere göre, faal durumda olan fabrikanın, yirmi hayvanlı taşıma kapasitesi, on iki bin kiloluk yıllık yaÄŸ üretimi ve yirmi beÅŸ çalışanı bulunuyordu. 1878 yılında Midilli’de Dizdarzade Komili Hasan ve OÄŸulları adıyla kurulan ÅŸirketin ilk marka tescili, 1937 yılında Mustafa Komili OÄŸulları adıyla yapılıyor. ÇeÅŸitli zorluklar yaÅŸayan kardeÅŸler, 1947’de ortaklıklarına son verme kararı alıyorlar. KardeÅŸlerden Necmi Komili marka ismine sahip çıkarken, bu tarihlerden itibaren Komili adı ulusal yayınların ilan sayfalarında daha sık görülmeye baÅŸlıyor. Markayı gelecek kuÅŸaklara taşıyan isim de Necmi Komili olmuÅŸ.
Günlük zeytinyağı üretiminin elli ton gibi çarpıcı bir rakama ulaÅŸtığı yıl, 1960. Komili bu performansıyla, küresel sektörde de dikkat çekiyor ve dünyanın en büyük alıcılarından olan İtalyan Mazonni’nin beÅŸinci tedarikçisi olma baÅŸarısına ulaşıyor.
Sabuncugil
Cumhuriyetimizin kuruluÅŸundan bu yana yüzyıllık markalar arasında yer alan köklü markalardan biri de Sabuncugillerdir.
Sabuncugil Zeytinyağı’nın kurucusu Sabuncu Mustafazade Lütfü, 1900’lü yıllarda Midilli Adası’nda, zeytin bahçelerinin zeytinyağını ve sabunlarını pazarlama faaliyetlerini yürütürken mübadelenin baÅŸlamasından hemen önce, 1920’li yılların başında Türkiye’ye geçmiÅŸler. Sabuncu Mustafazade ailesi, Midilli’den, önce İstanbul’a, ardından Ayvalık’a göç etmiÅŸ ve zeytin ile zeytinyağı kültürünü Ayvalık’ta canlandırmaya baÅŸlamışlar. En iyi bildikleri iÅŸe, yani zeytinyağı ve sabun iÅŸine dört elle sarılan Sabuncugiller, Midilli’deki zeytin aÄŸaçlarına karşılık gelen sayıda, devlet tarafından kendilerine verilen zeytin aÄŸaçlarını iÅŸleyerek kısa sürede, Ayvalık Zeytinyağı’nın tüm Türkiye’de en çok bilinen markalarından biri olmayı baÅŸarmışlar.
KurtuluÅŸ Savaşı yıllarında orduya, temizlik konusunda sabunlarıyla destek veren Sabuncu Mustafazadeler, Atatürk tarafından onurlandırılmış, Soyadı Kanunu sonrası, Sabuncugil olarak kimlik kazanmıştır.
Sabuncugil Zeytinyağı’nı beÅŸ nesil baÅŸarıyla yöneten ve yönlendiren aile fertleri, üniversite eÄŸitimine önem vererek teknolojik geliÅŸmeleri yakından izlemiÅŸler, Sabuncugil markasını Cumhuriyetin yüzyıllık markalarından biri haline getirmeyi baÅŸarmışlardır. Tüm Ayvalık anılarında yer aldığı görülen Sabuncugil, atalarından miras olarak aldıkları, içinde doÄŸup büyüdükleri zeytin kültürünü kadim bilgilerle sürdürmeye devam ediyor.

FEYZA HEPÇİLİNGİRLER KÜTÜPHANESİ
Ayvalık’ta doÄŸup büyüyen, lise ve üniversite için büyük ÅŸehirlere gitse de Ayvalık’tan hiç kopmayan bir yazar Feyza Hepçilingirler. Roman, öykü, masal, deneme alanlarında verdiÄŸi eserleri baÅŸka dillere de çevrilen Hepçilingirler sayısız edebiyat ödülünün de sahibi. Dile verdiÄŸi önemle bilinen ve Türkçe olmayan sözcüklerin günlük yaÅŸamımızda kullanılmasına kıyasıya karşı çıkan Feyza Hepçilingirler’in, Türkçenin yanlış ve kötü kullanımını eleÅŸtirdiÄŸi “Türkçe Off!” isimli kitabı, liselerdeki çoÄŸu Türkçe öÄŸretmeninin hâlâ baÅŸucu kitabıdır.
YaÅŸamını Türk Dili ve Edebiyatı öÄŸretmeni ve üniversitelerde öÄŸretim üyesi olarak sürdüren dilbilimci Feyza Hepçilingirler, herkesin yararlanması amacıyla evindeki kütüphanesini Ayvalık halkıyla paylaÅŸmak istiyor ve belediyenin oluÅŸturacağı bir kütüphaneye bağışlamaya karar veriyor. Hemen seferber olan ve bu dileÄŸe dört elle sarılan Belediye yetkilileri Hepçilingirler’in birbirinden deÄŸerli kitaplarına, Ayvalık'ın sivil toplum örgütlerinin sosyal - kültürel çalışmalarını yaptığı Ayvalık Belediyesi Türkan Saylan Kompleksi içinde özel bir alan oluÅŸturuyor ve tüm görkemiyle Feyza Hepçilingirler Kütüphanesi ortaya çıkıyor.
Kütüphanenin açılışı sırasında yaptığı konuÅŸmada özlemini dile getiren Feyza Hepçilngirler’in, "bir ışık yakmak, bir aydınlık oluÅŸturmak ve insanlara, istedikleri zaman gelebilecekleri bir mekân saÄŸlamak için, insanımız cahil kalmasın diye bu çaba. Buradaki kitapları okumaya benim ömrüm yetmez. Bu kitaplara baÅŸkasının eli deÄŸsin, gözü deÄŸsin istedim,” sözleri, duygulu alkışlarla karşılık bulmuÅŸtu.


