top of page

Bereketli Hasatlar Dileği - Sezai MADRA

       1981 yılında Üniversiteden mezun olduktan sonra askerlik görevimi takiben 1983 Mart ayında Ayvalık’taki aile zeytinliklerinin yönetimine başladım. O yıllarda hasat şimdiki gibi değildi; Balıkesir ve çevre illerden yatılı tayfalar gelir ve yaklaşık 70/80 gün dam adını verdiğimiz zeytinliklerin arasındaki binalarda kalırlar ve hasat dönemi sonunda evlerine dönerlerdi. Yaklaşık 3 ay boyunca ilçemizde yaşadıklarından şehir ekonomisine ciddi katkı verirlerdi. Kesin bir rakam vermem mümkün değil ama Ayvalık’ın kış nüfusu nerdeyse ikiye katlanırdı.  Burada bir anekdota yer vermek istiyorum; işe yeni başlamış genç ve hevesli bir patron olarak tayfaların yaşam şartlarını güzelleştirmek adına dama bir televizyon getirdim ve zar zor çeken yüksek bir antenle cılız bir görüntü sağladık; izleme paylaşımı da o dönemki tutuculuk nedeniyle şu şekilde bölüşüldü, erkekler haberleri seyredecek ve odadan çıkacak, haberlerden sonra dizi veya film kadınlarca izlenecek; ancak çok iyi başlayan bu organizyon Dallas dizisi nedeniyle çıkmaza girdi. Nasıl bir çözüme ulaştık anımsayamıyorum ama bir şekilde aşılmıştı.

Bahsettiğim dönem henüz daha kontinü tesislerin kurulmadığı dönem, Çiftçi Mallarını Koruma çok etkindi, yılbaşından önce sırık vurulmazdı. Önce dip toplanır, bilahare taze dökülenler (kaba dip) ağaçların altı temizlenir ondan sonra tente yayılıp sırık işlemi başlardı. Tabiatıyla kontinü fabrikalar henüz kurulmadığından fabrikaların zeytin işleme kapasiteleri düşüktü, dolayısıyla toplama ve sıkım birbirine denk olarak götürülmeye çalışılırdı.

Toplamanın belli ritüelleri vardı ve hemen herkes tarafından uyulur ve uygulanırdı; birkaç örnek vermek isterim. Tayfa işe başladığında patron mutlaka herkese tatlı (lokum, şeker vs ) götürür ve iyi hasatlar dilerdi. Kadınlar maniler söyler, hele ki tarlada ikinci bir tayfa varsa manilerle atışır, sırıkçılar ekipler olarak yarışırdı. Hasatın son gününde sırıkçılar Kâhya’yı ağaca bağlar, patron da onu sembolik bir bahşiş karşılığı kurtarırdı. Ayrıca bizim bir uygulamamız da kendi aramızda “bayram” diye adlandırdığımız özellikle yağmurlu günlerde sırıkçılara meyhanede yemek ısmarlamaktı. Hasılı kelam, çalışanla işveren bu süreci elbirliğiyle güzelleştirmek ve eğlenceli hale getirmek için çaba gösterirdi.

Gel zaman git zaman her şeyde olduğu gibi gelişen teknoloji ve ulaşımdaki kolaylık hasat uygulamalarını da değiştirdi. Öncelikle kontinü fabrikaların kapasitelerinin hızla büyümesi ve kısmi de olsa makineli hasat uygulamaları hasat süresini ciddi ölçüde kısalttı. Yatılı tayfa sanırım son yıllarda hemen hemen yok gibi, onun yerini günübirlik gelen ve evine dönen tayfalar aldı. Yolların iyileşmesi ve araçların gelişmesi sonucu Balıkesir civarı köylerden sabah 04.30-05.00 gibi hareket ederek 08.00-08.15 gibi tarlada olup saat 15.00-15.15 gibi geri hareket edip evlerinde yatıyorlar. Biraz daha yorucu ve masraflı olsa bile sanırım sonuçta kendi yatağında yatmak herkesin tercihi olur.

Değişmeyen tek şey değişin kendisidir derler; teknolojik gelişmeler , mekanizasyon, iklim şartları hasat uygulamalarını ve sürecini değiştirdi, umarım bu değişim hep iyiye doğru gidecek. Bu yazıyla yirmi yılı aşkın birlikte çalıştığım rahmetli Kahyam Selçuk Pabuççuoğlu’nu; kendisinden iş hayatımda çok şey öğrendiğim uzun yıllar ortaklık yaptığım, amca diye hitap ettiğim zeytincilik konusunda örnek gösterilen bir çiftçi olan ve sektöre çok katkısı olan rahmetli Özkul Akın’ı saygıyla anmak isterim.


Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook
  • X

Dilek ve önerileriniz için bize yazabilirsiniz.

bottom of page