Lawrence Durrell, Akdeniz, Zeytin-Selim Zakir ÖNAL
- Zeytin Hasadi Dergisi
- 22 Ağu 2025
- 2 dakikada okunur
Lawrence Durrell’ın Avignon Beşlisi’ni okurken bir yolculuğa davet eder sizi usta yazar. Yalnızca çağlar arasında, tarihsel ve gizem dolu olaylar içinde geçen bir yolculuk değildir size vaat ettiği. Mevsimler, iklimler, coğrafyalar arasında bir seyahattir.
Romanlarında, kuzeyden güneye doğru yol alırken, puslu, soğuk, gri bir iklimden, Akdeniz’in gözleri kamaştıran, içimizi ısıtan güneşine doğru yolculuklar vardır. Trenin penceresinden bakarken, değişen iklimi, ağaçların rengini, yeşeren toprakları izlersiniz. Güneş, zeytin dallarının arasından göz kırparak bakar.
Zeytin ağaçları, yeryüzünde pek çok olaya, acıya, sevince, insanın yeryüzündeki hikâyesine eşlik etmiştir. Ölmez ağaç olarak kutsal kitaplarda anılması bu şahitliğin bir sonucu.
Ayvalık’la yolum Akdeniz’e doğru bir yaşam kurma hayalleri ile çıktığım yolculuklarla kesişti. Büyük kentlerde yaşayan her beyaz yakalının bilinen ve artık sıkıcı hale gelen arayışlarından biridir ve elbette bu yüzden fazlasıyla tanıdık ve sıkıcı olan bu hikâyeden bahsetmek istemem aslında.
Yalnızca Lawrence Durrell’ın kitaplarındaki gibi gizemli, unutulmuşken bir gün bir rastlantıyla tekrar hatırlanan kişisel hikâyeler gibi şansın, talihin insana beklenmedik bir anda gülümseyişle, geçmişin hatırlanışı gibi yaşadığım tesadüfler beni Ayvalık’a sürükledi.
Hatırladığım, Ayvalık’a ilk 1975 yılında, altı yaşındayken gelmiştim. Babamın tozlu topraklı yollardan bizi getirdiği Şeytan Sofrası’nda gördüğüm manzara, rivayet o ki şeytanın ayak izini bırakıp geçtiği nefes kesici güzellik, çocuk aklımın bir köşesine kazındı. Hem güzeldi Ayvalık hem ürpertici. Şeytanın bile aklını çelen bir güzellik!
Sonra, yıllarca kenarından geçip güneye doğru gittiğim bir yoldu benim için Ayvalık…
Ama her geçişimde zeytin ağaçlarından bir orman yol boyunca zihnime takılır, güneşin zeytin dalları arasından göz kırpışını izlerdim.
Hepimizi evlere kapattıkları günlerde kesin kararımı vermiştim. Zeytin ağaçlarının olduğu bir yere, köye hatta dağ başında zeytinlerin, keçilerin ve güneşin olduğu bir köye yerleşecektim. Aylarca aradım. Tam ümidi kesmişken Ayvalık’ta şimdi yaşamayı seçtiğim ve yaşamımın kalan kısmını geçirmeyi düşündüğüm köy evini buldum. Bir zeytin ormanının içindeyim. Güneşin zeytin dalları arasından göz kıptığı bir bahçedeyim. Zeytine göre yaşam takvimi nedir biliyorum. İnsanın zeytin ile bir uygarlık kurabileceğini düşünüyorum. Zeytin, insanlık tarihinin en büyük buluşlarından biridir. Yaşatır, eğitir, besler, dönüştürür…
Bu yüzden yaşamdaki yolculuğumuz zeytine doğrudur.









Yorumlar