top of page

 Ayvalık’ın Zamansız Mekânları - “Değirmenler” -Berrin AKIN

                             

     1900’lü yılların Ayvalık’ını sunan fotoğraflara baktığımızda bizimle ilk buluşan yapılar, sahil boyunca dizilmiş zeytinyağı ve sabun fabrikalarıyken, kıyıdan tepeye doğru ilerleyen bakışlarımızın son karşılaştığı görüntü ise değirmenlerdir. Ayvalık ile baş başa kalınan o kısacık anın içinde, zeytinin yarattığı liman kentinin mimari parçaları tek tek şimdiki yerlerine yerleşirken, bambaşka bir zamanın izlerini taşıyan değirmenler, bu halleriyle  izleyiciyi gerçek ile kurgu arasında bir yerde tutarlar. Bu sürede değirmenlere ait zihnimizde dolanan birçok çağrışım, onlarla bizi insanlık tarihinin farklı katmanlarında buluştururken, onları anlatmaya çalışan kalemin akışı da bambaşka sözcüklere dönüşebilir.  Onlarla fotoğrafta buluştuğum o kısacık an içerisinde “ değirmenlerin hangi zamanda yapılmış olurlarsa olsunlar, kendi zamanlarının çok öncesine aitmiş gibi duran halleri” ifadesine varmış olmam, değirmenleri anlatmak için düşündüğüm; “değirmenler un üretimi yapan ve rüzgâr enerjisi ile çalışan insanlık tarihinin ilk teknolojilerinden biridir” şeklindeki giriş cümlemin önüne geçirmiştir. Ayvalık değirmenlerini yazmaya çalıştığım bu yazıda, kişisel çağrışım alanımdan çıkarmaya ve onlara dair bilgi verebilecek içerikleri aramaya yöneldiğim sonraki süreçte, ilk okuduğum belgelerden biri olan Aiolikos Asteri dergisinin 1911 tarihli Kydonia'nın Avgerinos'u başlıklı makalesinde, yazarın değirmenleri biçim özelliklerinden çok onlarla ilgili imgelemlerini okuyucuya aktarmaya çalıştığını görmem, bana bir süre daha, bu yolda ilerleyebilme özgürlüğünü vermiştir diyebilirim.

       Yazarın, Ayvalık’ın Profiti İlias Tepesi’nden (İlk Kurşun Tepesi)  değirmenlere bakıp metaforlarla kurguladığı yazının en çarpıcı ifadelerinden birini sizinle paylaşmak isterim;

       “Vadideki fabrikanın dumanını görüyor musun? Karşı karşıya olduğumuz şey bu. Ve yel değirmenlerini kaçırmamak nasıl mümkün oldu? İnsanların kendileri gerçek yel değirmenleri haline geldiğinden beri onları özledik!”

***

       Ayvalık’ta değirmenler olduğuna dair henüz bir fikrimiz yokken ya da tarih bilgisi bizim için sadece gördüklerimizden ibaretken, Cunda Adası’nın girişinde bizleri karşılayan değirmen, bizim tarihle buluşma anlarımızdan biriydi. O, adanın hikâyelerini biriktirirdi. Biz de bir gün onu mutlaka dinlemeye gidecektik. Belki de bu yüzden yaşlı değirmenin önünden her geçişimde, onun yitip gitmiş pervanesini gövdesinde bir yere takmaya çalışırdım. Rüzgârın değirmendeki uğultusu dışında diğer hiçbir sesi duymayan değirmencinin, öğütülen unlarını, akşam gelecek fırıncıları için yan yana dizmeye başladığı o anları düşünürdüm.

        Büyüdüm ama onun hikâyesini hiç dinleyemedim.

***

      Değirmenlere olan hayranlığım, zamanla onun karşısındaki tepede duran diğer değirmenleri de uzaktan izleyişime ve son olarak Küçükköy’deki değirmenlik mevkiinde temelleri kalmış beş değirmene bakıp onlarla ilgili hikâyeleri biriktirme gayretime dönüştü. 2004 yılında kent mimarisi üzerine izlenimlerimi sunmaya çalıştığım Kentli Ayvalık adlı kitabımda,  değirmenlerden bana bir hüzün kalmıştı.

       “Rüzgârın rahatça ortalarda dolandığı coğrafyaların tanıdık yüzüdür yel değirmenleri. Fakat tüm ağır yüküne ve hikâyelerine rağmen yorgun gövdeleri toprağın altındadır. Artık rüzgâr ve insanla olan ilişkisinin anlatacak bir bedeni yoktur. Sadece kalıntıları ile kendi tarihini anlatacak gücü bulur.”   

                                                                        ***

      Yıllar sonra, değirmenlerle yeniden buluşabildiğim için çok mutluyum. Zeytin Hasadı dergisiyle onları yeniden yazmaya olanak veren bu süreç, değirmenlerin zeytin ile bağlantısını kurabileceğim ve aynı zamanda onların, kentin ekonomik tarihindeki yerlerinin belirlenmesine olanak sağlayacak verileri değerlendirebileceğim bir zemin ortaya çıkardı. İlk olarak, 1876-1907 yılları arasında Ayvalık’ta ve yakın çevresinde (Cunda Adası-Küçükköy) sayılarının ortalama 25-33 arası olduğu belirtilen değirmenlere ait bu veriler, kent tarihi için ne ifade etmektedir?

     Ayvalık kent tarihine yönelik çalışmalar, yerleşimin 19’uncu yüzyılın ikinci yarısından itibaren zeytinyağı-sabun üretimi ve ticaretiyle ekonomik açıdan hızlı bir gelişme gösterdiğini; bunun bir sonucu olarak yerleşim nüfusunun 20 bin ile 25 bin arasında olduğunu ortaya koymaktadır. Ayvalık’a yönelik bu veriler, buranın küçük ölçekte bir liman yerleşimi olmasına rağmen kalabalık bir nüfusu içinde barındırdığını bizlere göstermektedir. Ayrıca uluslararası ticaret ağı ve hacmi, bazı dönemler kısa ya da uzun süreli konaklamaları beraberinde getirmiş, bu durum yerleşim nüfusunu zaman zaman arttıran diğer bir unsur olmuştur. Nüfus verilerinin üzerinde durmamızın asıl sebebi, yazımızın öznesi olan değirmenlerin kent tarihindeki rollerinin göstergelerinden biri olarak ele alınmalarıdır. Hepimizin bildiği şekilde Ayvalık’ın ihtiyaç duyduğu “un” kentin rüzgâr alan hâkim tepelerine yayılmış değirmenlerden elde ediliyordu. Çok sayıda değirmenin ortaya çıkması, ancak, nüfus yoğunluğuna ve refah seviyesine bağlı olarak açıklanabilir. Başka bir deyişle, zeytinin toplanması, fabrikanın çalışması, yağların ve sabunların gemilere yüklenmesi gibi ekonomik sistemin tüm çarklarının işlemesindeki temel nokta, kent için gerekli olan unun sağlanmış olması ve besin ihtiyacının karşılanmasıdır.

***

     Çok uzun süredir unutulmuş olan değirmenlerin, restitüsyon ve restorasyon süreçleri sonucunda, bu yapılar kent siluetindeki yerlerini tekrardan almaya başlamış, aynı zamanda onların mimari ve mekân tasarımlarını tanımlamaya yönelik daha net ifadeler kullanmamıza olanak sağlamıştır.

      Silindirik gövdeli, moloz taşla örgülü, branda yelkenli ve yatay milli bir tasarıma sahip Ayvalık değirmenleri, bu mimari üslupları ile Akdeniz Değirmenleri tipolojisi içinde yer almaktadır. Gövdenin silindirik tasarımıyla, rüzgârın ve değirmen yelkeninin oluşturduğu hava akımının herhangi bir engel etmemesi amaçlanmıştır. Değirmen çalışırken meydana gelen sarsıntı ve titreşimlere kolayca dayanabilmesi için, değirmenlerin kapı ve pencere boşlukları çok küçük şekilde yapılmış, bu pencereler de rüzgâr almayan yönlere doğru yerleştirilmiştir. Elimize ulaşan yapıların içlerine ait son görseller iç mekânın ve kurulan sistem aksamının ahşaptan olduğunu göstermektedir.

     Değişen üretim teknolojilerine bağlı olarak değirmenlerin atıl durumda kalmaları, zaman içinde unutulmalarına neden olmuştur. Kent hafızasında değirmenlerin işleyişine yönelik bir bilgiye ulaşılamamış olması,  çalışma sistemleriyle ilgili birikimin kavranmasını da zorlaştırmıştır. Bu açıdan literatür, saha ve yerelde gerçekleştirilen çalışmalar sonucu derlenen, Batı Anadolu coğrafyası değirmenleriyle ilgili referans çalışmalardan biri olduğunu düşündüğüm Anadolu’nun Değirmenleri adlı kitapta, değirmen sistemin işleyişi şu şekilde aktarılmaktadır:

    “Daha çok değirmencinin yaşam alanı olarak hizmet veren giriş katında, kapı ile birlikte, merdiven, ocak ve farklı büyüklükte nişler yer alır. Giriş kapısından girdikten sonra, duvara bitişik olarak değirmenin ikinci ve üçüncü katlarına ulaşmayı sağlayan merdiven bulunur. Merdiven ile önce birinci kata, birkaç basamak daha çıkıldıktan sonra da ikinci kata ulaşılır. Birinci ve ikinci katlar, değirmene ait mekanizmanın bulunduğu katlardır. Katlar arasında taşıyıcılık görevi, ahşap kirişler aracılığıyla üstlenilmiştir. Bu kirişler değirmen mekanizması ile birlikte, ahşap döşemeyi de taşır. Öğütme işini yapan iki değirmen taşı üst katta yer alırken, onların ortasından yukarı doğru düşey milli bir ahşap dişli fener yükseldiği görülür.  Taşların çevresinde dar bir dolaşma alanı kalan bu yerin muhtemelen öğütülecek tahıl çuvalların yer alır. Birinci kat tahılın öğütülme işleminden sonra unun toplanıp, çuvallara doldurulduğu bölüm, ikinci kat ise, mekanizmaya bağlı şekilde hareket ederek dönen ve tahılı öğüterek una dönüştüren daire kesitli ve üst üste konulmuş, iki adet büyük değirmen taşının bulunduğu bölümdür. Değirmen taşlarının üzerinde, üstteki taşa bağlı olarak çalışan fener (ahşap dişli) ve bunun da hemen üstünde düşey konumda ahşap dişli çark yer alır. İğlik (ana mil) ise yine ahşaptan yapılmış bir eleman olup, ahşap dişli çarkın içinden geçer ve bir ucu taş duvardan dışarı çıkarak, yapının dış kısmındaki yelkene bağlanır. Rüzgâr gücü ile hareket eden yelkenin ucundaki iğlik, büyük ahşap dişli çark aracılığıyla değirmen taşının dönmesini sağlar. İkinci kattaki sepet içine konulan tahıllar, alttaki sabit değirmen taşı ile üstte dönen değirmen taşı arasında öğütülerek una dönüşür ve terazi adı verilen oluk yardımıyla bir alt katta bulunan çuval içine dökülür.

***

      Bizler, fotoğraflardan bir anı olarak kalan değirmenlerle daha çok buluşmayı ve onların hikâyelerini yazacağımız zamanlara doğru daha hızlı ilerlemeyi arzu ediyoruz. Bu sürecin akademik boyutunu, onların yüzey araştırmaları ile yerlerinin tespit edilmesi, ardından mümkün olduğunca çok sayıda değirmenin nitelikli restorasyon ya da rekonstrüksiyon projeleriyle kentin kültürel miras yapı stoğuna kazandırılması gibi çalışmaların oluşturacağı düşünülmektedir.

     Ayvalık değirmenlerine yönelik son dönemde gerçekleştirilmiş. temel kazı çalışmaları endüstri mirası odaklı çalışmalara katkı sağlayacak önemli çalışmalardan biridir. Bu çalışmaların devamının gelmesi, ayrıca arşiv görüntülerinde çok net seçilen ve toprağa sıkı sıkıya bağlanmış temel kalıntıları ile ayağa kaldırılmayı bekleyen Küçükköy değirmenleriyle ilgili çalışmaların sonuçlanacağı günleri sabırsızlıkla beklemekteyiz. Tüm bu çabaların sonucunda, Ayvalık ve çevresindeki değirmenlerin, Datça, Foça, Alaçatı ve Bodrum’da olduğu gibi kent tarihinin ve kimliğinin sembol yapıları haline geleceği şüphesizdir. Ayrıca bu çalışmaların, daima gündemimizde olan Ayvalık Endüstri Peyzaj başlığı ile UNESCO Dünya Mirası sürecindeki mesaimize büyük katkılar sağlayacağı gün gibi ortadadır.

      Değirmenlerin yeni zamanlara ilham vermesi ve yeni hikâyelerin sesleri olmaya devam etmeleri dileğiyle…

 

 

Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook
  • X

Dilek ve önerileriniz için bize yazabilirsiniz.

bottom of page