AYVALIK TÜRKÜSÜ“Aradım Senin Gibi Güzeli”-Turgut BAYGIN
- Zeytin Hasadi Dergisi
- 22 Ağu 2025
- 3 dakikada okunur
1942 doğumlu Hasan Özdamar’ın çocukluk aşkı Ender Hanım için 15 yaşındayken yazdığı şiirini Vedat Bardakçı’ya okuması, Ayvalık Türküsü’nün başlangıcı oluyor.
Hasan Özdamar çocukluk yıllarında, pazar günleri komşu buluşmalarında şarkılar söylüyor, şiirler okuyor. Halasının oğlu Orhan Türkdoğan, Hasan Özdamar’ın bu yeteneğinden bir buluşmalarında yakın arkadaşı Vedat Bardakçı’ya söz ediyor. Vedat Bardakçı ile Hasan Özdamar’ın buluşması kısa zaman içerisinde, bugünkü Paşalimanı’nda gerçekleşiyor; iki şarkı seslendiriyor Hasan Özdamar, Vedat Bardakçı sesinin güzel olduğunu söyleyip soruyor: “Hayat nasıl gidiyor?” Hasan Özdamar hayatın nasıl gittiğini, çocukluk aşkına yazdığı şiiri okuyarak yanıtlıyor: “Takıldım bir çakır gözlünün peşine / Ayvalık sokaklarında kalbim tık tık atarak / peşinden gidiyorum”. Vedat Bardakçı’nın yanıtı, sonradan Ayvalık Türküsü olarak dinleyeceğimiz eserin başlangıç cümleleri: “Hasan, senin bu şiirinden çok etkilendim, izin verirsen beste yapmak isterim”. Vedat Bardakçı üç ay içerisinde şiiri bir şarkı olarak geliştirip besteliyor. Nihavend makamındaki eserin bir diğer adı da “Aradım Senin Gibi Güzeli”.
Şarkıyı çocukluk yıllarından bu güne dilinden düşürmeyen Hasan Özdamar, kızı Emel Sönmez ile yıllardır kendi aralarında eseri icra ediyorlar. Emel Sönmez Ayvalık’taki Türk Sanat Müziği konserlerinde zaman zaman sahnede de seslendiriyor Ayvalık Türküsü’nü. Hatta belleğindeki ezgiyi notaya dökme çalışmasına girişiyor.
Hepimizin içine döndüğü, anıları yokladığı, en çok da kendi hikâyesini hatırladığı pandemi günlerinde türkünün seyri de değişiyor. Baba-kız 2020 yılında türküyü seslendiriyor ve videoya çekip internete yüklüyorlar. Ben de aynı dönemlerde, şans eseri, türkünün muhtemelen 60’lı yılların başına ait basılı broşürüne ulaşıyorum. Nihayetinde 2025 yılında Türk Sanat Müziği Derneği’nin provasında kendileriyle görüşme olanağı bulduğumda, hikâyenin cümleleri, bekleştikleri anılardan toplanmaya başlıyor. Belki de en önemlisi, bellekten günümüze kadar aktarılagelen eser, ilk kez notalarıyla, makamıyla, usûlüyle, sözleriyle karşımızdaydı. Yıllar yıllar sonra bir dosta kavuşmak, sımsıkı kucaklaşmak gibi...
Hasan Özdamar ile konuştukça anılar da tazelendi tabii. Hasan Özdamar yıllar boyu Macoron girişinde İlkbahar Berberi’ni çalıştırmış, en son da Ayvalık Devlet Hastanesi’nden baş aşçı olarak emekli olmuş. Askere gidip geldikten sonra bir daha Vedat Bardakçı’yı görememiş. Ankara’ya gittiğini, sonrasında Karaağaç’a yerleştiğini ve burada rahmetli olduğunu duymuş.
Hasan Özdamar’ın bildiği gibi; Vedat Bardakçı Ayvalık’tan sonra Ankara’ya gidiyor, burada polis memuru olarak polis bandosunda trompet çalıyor; müzikten hiçbir zaman kopmuyor. Biraz daha geriye gidersek, Seyfettin Bey ve Şaire Hanım’ın altısı erkek, biri kız, yedi çocuğun üçüncüsü olarak dünyaya geliyor. Müzikle iç içe bir ailenin ferdi aslında. Ailesinde benim de yakından tanıdığım, kapı komşumuz, abisi Suat Bardakçı da Ayvalık’ta tanınan bir kundura tamircisi ve müzisyendi. Çocukluğumda komşu evin duvarlarından gelen akordeon seslerini hiç unutmam. Onların sayesinde müzikli rüyalara dalardım...
Biz yeniden Vedat Bardakçı’ya dönelim... Polislik mesleğinden emekli olduktan sonra Karaağaç’a yerleşiyor ve ömrünün sonuna kadar orada yaşıyor. Bu süre zarfında Burhaniye ve Karaağaç ile ilgili yazılar yazıyor; 2002 yılında “Körfezimizin Türküleri” adıyla bir de kitap yayınlıyor.
Hasan Özdamar ise askerden geldikten sonra müzikle ilgilenmeye devam ediyor, sahne alıyor. 1966 yılında geçekleşen Varto depreminde ortaya çıkan yıkıma kayıtsız kalmayan Ayvalıklı sanatçılar, Naci Bey’in Şehir Sineması’nda bir dayanışma konseri düzenliyorlar. Hasan Özdamar da konserde sahne alıyor, gönlünden geçen Ayvalık Türküsü’nü seslendirmek; ama depremin yarattığı yıkım, kayıpların acısı, bunu mümkün kılmıyor; “Şu Uzun Gecenin Gecesi Olsam” türküsünü seslendiriyor...“O gece son konserimdi; müziği bıraktım” diyor Hasan Özdamar... Tâ ki dört yıl öncesine kadar... Kızı Emel Sönmez’in şefliğini yürüttüğü Ayvalık Müzik Derneği’nde yeniden müziğe dönüş yapıyor, baba-kız birlikte şarkı söylüyor, sahne alıyorlar.
Ayvalık Türküsü (Aradım Senin Gibi Güzeli)’nün 1957-58 yıllarında yazılıp bestelendiğini düşünebiliriz. Bir çocukluk aşkından esinlenilen şiirin notalara dökülmesi, sonrasında araya giren hayat, ekmek kavgası, belleğin izin verdiği kadarıyla Hasan Özdamar ve kızı Emel Sönmez’in şarkıyı hiç bırakmamaları, icra etmeleri sayesinde Ayvalık Türküsü ile yeniden buluştuk.
Vedat Bardakçı’ya rahmet, Hasan Amca ve kızı Emel Hanım’a birlikte sahne aldıkları uzun yıllar dilerim. Unutmadan, Hasan Amca’nın şiirini ithaf ettiği, çocukluk aşkı Ender Hanım’la mutlu bir evlilik sürdürdüklerini atlamayalım. Ender Hanım’a da ailesiyle birlikte uzun ömürler dilerim.
İyi ki yerkürenin bir yerlerinde, sevdiklerine şiirler yazan, şarkılar söyleyen ve hiç unutmayanlar var...
AYVALIK TÜRKÜSÜ
Aradım senin gibi güzeli
Aşık olan bu yarin sözleri
Mest etti beni onun gözleri
Aşık olan bu yarin sözleri
Ayvalık sokaklarında gezerken
Güzeller güzeli yari sezerken
Tık tık ediyor bak yine kalbim
Acep ne olacak benim bu halim
Ayvalık Çamlık gazinosu
Ne hoş oluyor deniz banyosu
Karşı yamaçta Cunda görünüyor
Deniz orta yerde bak süzülüyor
Sandallarımız sahil boyunda
Denize açılır mehtap ışığında
Oltalarımız salınır denize












Yorumlar