top of page

AIMA’nın Kısa Öyküsü-Filiz ALİ


 

        Ailemin Ayvalık’la ilişkileri köklüdür. Babam, her yıl mutlaka Ayvalık’a gider, tanıdıklarıyla görüşür, Ankara’ya eve, koca tenekelerle Ayvalık zeytinyağı ve sabunu gönderirdi. Benim Ayvalık’la tanışıklığım ise 1960’ların ikinci yarısına dayanır. O yıllarda dostlarımız Teoman ve Beral Madra’yı ziyaret etmek için sık sık Ayvalık’a giderdik. Onlar aracılığıyla Ayvalık’ta pek çok arkadaşım oldu. Emekli olduktan sonra kafamı dinleyecek bir yer ararken, aklıma yine Ayvalık geldi. Başka bir yer düşünmedim. Çünkü Ayvalık’taki insan dokusu farklıdır. Kasabadır, ama aynı zamanda bir şehirdir. Mimari dokusu muhteşemdir. Sonuçta, 1995 yılında, Ayvalık’ta iç avlulu, eski bir Rum evi aldım.

Avrupa’da uzun süredir genç müzisyenlere yönelik atölyeler, ustalık sınıfları ve yaz akademileri düzenlenir. Bu etkinliklerde genç müzisyenler, normal okul yaşamında karşı karşıya gelemeyeceği nitelikle ve değerde hocalarla bir araya gelirler. Uzun süredir, böyle etkinlikler niçin Türkiye’de de olmasın diye düşünür dururdum. Ayvalık’a yerleştikten sonra bu hayalim yeniden canlandı, içime bir kıvılcım düştü. Ayla Erduran ile konuştum. O da ilgilenince, kamikaze gibi girdik bu işin içine.

Gel gör ki, elde yok avuçta yok. Ümit ve Cem Boyner, sağ olsunlar, bu iş için evlerini açmaya razı oldular. 1998 Eylülü’nde Cunda’nın zeytinlikleriyle denizi arasında kalmış kuş uçmaz kervan geçmez bir yerinde “Ayvalık Yaylı Çalgılar ve Oda Müziği Uzmanlık Kursu” böylece başlamış oldu. İlk yıl Ayla Erduran, Valeri Oistrakh, Viktor Pikayzen ve Mikhail Khomitzer eğitimci olarak Cunda’ya geldiler. Sevgili öğrencim ve meslektaşım İlke Boran, uzun yıllar hem sağ hem sol kolum oldu.

         Ustalık sınıflarına başladığımızda, nasıl bir tepki alacağımızı kestiremiyorduk. Ancak Türkiye’de ciddi bir açlık varmış. Bunu anladık. Nitekim çalışmalarımız yıldan yıla büyüdü ve böylece Ayvalık Uluslararası Müzik Akademisi, yani AIMA doğdu. Başlangıçta yaylı çalgılar için düzenlediğimiz ustalık sınıflarına zaman içinde farklı enstrümanlar da eklendi. 2005 yılında sevgili Haluk ve Tınçay Barutçuoğlu, Ayvalık kent merkezine çok yakın bir yerde, deniz kıyısındaki üç katlı yalılarını AIMA’ya bağışladılar. Bu bina olmasa, AIMA belki de bu kadar uzun ömürlü olmazdı. AIMA Haluk Barutçuoğlu Evi, günümüzde Ayvalık Kültür ve Sanat Vakfı’nın (AKSV) genel merkezi olmanın yanı sıra masterclass ve konser gibi pek çok etkinliğimize de ev sahipliği yapıyor. Ayrıca, bu binanın bahçesinde, etkinliklerimize kaynak yaratmak için kurduğumuz ufak bir de kafeteryamız, yani AIMA Café var.

            On beşinci yılımızı kutlarken, yani 2013 yılına gelindiğinde, bu kez başka bir hayalimizi daha gerçekleştirdik ve “Ayvalık AIMA Müzik Festivali”ni başlattık. Bu festival, pandemi sırasında verilen zorunlu arayı saymazsak, her yıl devam etti. 2024 yılında, onuncu festivalimizi, Haziran ortasından Eylül sonuna dek yaydık ve tam on beş konserle tamamladık.

            Geride kalan çeyrek yüzyıla baktığımızda, AIMA’nın yüzü aşkın ustalık sınıfı ve atölye, yüzlerce konser ile sayısız söyleşi ve konferans düzenlediğini görüyor ve mutluluk duyuyoruz. AIMA, Ayvalık’ın kültür ve sanat yaşamına önemli bir katkı sağladı. Nitekim yolu AIMA’dan geçen bini aşkher zamanın genç müzisyen içinden pek çoğu, günümüzde Türkiye’nin ve dünyanın saygın konservatuvarlarında ve orkestralarında kariyerlerini başarıyla sürdürüyorlar.

AIMA ustalık derslerine katılan öğrenciler ile ailelerinin Ayvalık ile özdeşleşmeleri, tanışıklıklarını sürdürmeleri, yabancı ülkelerden gelen usta öğretmenlerin Haluk Barutçuoğlu Evi’nde kendilerini evlerinde gibi hissetmeleri bizleri de mutlu ediyor. Mutluluğumuzun sürdürülebilir olması için müziğe, sanata ve bize inanan dostlarımız ile el ele yürümeye devam etmektir dileğimiz.


Yorumlar


  • Instagram
  • Facebook
  • X

Dilek ve önerileriniz için bize yazabilirsiniz.

bottom of page